Bitcoin ve altcoinlerin altında yatan Blockchain teknolojisinin ne kadar radikal bir değişim getireceğini anlamak için bir endüstriyi inceleyeyim:

Finansal hizmetler

Köşedeki dükkanda kartınıza dokunuyorsunuz, veri akışı çok sayıda şirket üzerinden gerçekleşiyor. Bunların her birinin kendi bilgisayar sistemi var -ki bazılarının bu salondaki birçok kişiden eski- 1970’den kalma ana sistemleri mevcut ve üç gün sonra bir mutabakat sağlanıyor. Blockchain finansal endüstrisiyle bir mutabakat yok, çünkü ödeme ve mutabakat aynı anlama geliyor. Sadece hesap defterindeki değişiklik. Wall Street ve tüm dünyada, finansal endüstri bu konuda bir ayaklanma halinde. Yerimizi başkası alabilir mi veya başarı için bu teknolojiyi nasıl alırız diye meraklanıyor. Bunu niçin önemsemelisiniz? Peki bazı uygulamalardan bahsedeyim: Refah. İnternetin ilk çağı, bilgi interneti, bize varlık getirdi ama paylaşılan bir refah değil, çünkü sosyal eşitsizlik artıyor. Bugün dünyada artışına tanık olduğumuz, tüm öfkenin, aşırılığın, himayeciliğin, yabancı düşmanlığının ve daha kötülerinin temelinde bu sorun yatıyor. İngiltere’nin AB’den ayrılması en güncel örneğidir. Bu eşitsizlik sorunu için yeni yaklaşımlar geliştirebilir miyiz? Zira bugünkü tek yaklaşım varlığı yeniden dağıtmak, insanları vergiye tabi tutmak ve bunu yaymak. Varlığı önceden dağıtabilir miyiz? İlk olarak varlığın oluşturulduğu sistemi, varlık oluşumunu demokratik hala getirerek, ekonomiye daha fazla insan katarak ve sonra bu kişilerin adil ücret almasını sağlayarak değiştirebilir miyiz? Bunun yapılabileceği beş yoldan bahsedeyim.


Arazi tapuları…

1 numara: Dünyadaki toprak sahibi yüzde 70 oranda insanın o arazi üzerinde pek hak sahibi olmadığını biliyor musunuz? Honduras’ta küçük bir çiftliğiniz var, diktatörün biri yönetime geçiyor ve diyor ki, “Çiftliğine sahip olduğunu gösteren bir kağıt parçan var, bunu biliyorum ama hükümet bilgisayarı çiftliğin arkadaşımın.” Bu Honduras’ta kitlesel ölçekte oluyor ve bu sorun her yerde mevcut. Latin Amerikalı büyük ekonomist Hernando de Soto, “Dünyadaki bir numaralı sorun bu” diyor. Ekonomik devinim açısından banka hesabına sahip olmaktan daha önemli. Çünkü arazinizin geçerli bir tapusu yoksa ona karşılık borç alamazsınız ve gelecek için plan yapamazsınız. Bugün blok zincirine arazi tapuları koymak adına, şirketler hükümetlerle beraber çalışıyor. Böyle olunca durum değiştirilemez. Bunu çökertemezsiniz. Bu durum potansiyel olarak milyarlarca insan için varlık anlamında şartlar yaratır.


Paylaşım ekonomisi güçlenecek

2 numara: Birçok yazar Uber’den, Airbnb’den, TaskRabitt’den, Lyft’den ve benzerlerinden paylaşım ekonomisinin parçası olarak bahsediyor. Bu çok güçlü bir fikir. Kişilerin bir araya gelebilmesi, varlığı yaratması ve varlığı paylaşması. Benim görüşüme göre bu şirketler gerçek anlamda paylaşmıyorlar. Aslında paylaşmadıkları için başarılılar. Hizmetleri bir araya toplayarak satıyorlar. Airbnb’nin 25 milyar dolarlık bir kurum olması yerine, blok zinciri üzerinde ismi B-Airbnb olan dağıtılan bir uygulama olsa ve temelde kiraya verecek odası olan insanlar bunun sahibi olsa. Bir oda kiralamak istediğinde blok zinciri veri tabanında inceledikleri kriterler uygun odayı bulmalarına yardımcı olsa, sonra blok zinciri, sözleşme işinde yardım etse, işlem yapanı tanısa, ödeme işlemini sistemdeki dijital ücretler halletse, sistem içine yerleştirilse, saygınlık konusunu da ele alsa, bir odaya müşteri beş yıldız verdiğinde odanın derecelendirmesi sistemde yapılsa ve bu değişmez olsa.
Silikon vadisindeki büyük paylaşımcı ekonomi engelleyicileri engellenebilse ve bu da refah anlamında iyi bir işaret olsa.


Dünyanın bir ucundan bir ucuna yapılan para havaleleri saniyeler içerisinde gerçekleşebilecek

3 numara: Gelişmiş dünyadan gelişmekte olan dünyaya en büyük sermaye akışı kurumsal yatırım değildir. Hatta yabancı yardım bile değildir. Para havaleleridir. Bu küresel diasporadır; insanlar atalarının arazisinden ayrılırlar ve ülkelerindeki ailelerine para gönderirler. Bu yılda 600 milyar dolar demektir ve bu rakam gittikçe artıyor. Bu kişiler kazıklanıyorlar.
Analie Domingo bir temizlikçi. Toronto’da yaşıyor ve her ay Western Uniton ofisini biraz nakit parayla ziyaret ederek Manila’daki annesine para havalesi yapıyor. Bu ona yüzde 10’a mal oluyor, paranın ulaşması ise 4 ila 7 gün sürüyor, annesi ne zaman varacağını hiç bilmiyor. Bu işlem Analie’nin haftada beş saatine mal oluyor. Altı ay önce Analie bir blok zinciri uygulaması olan Abra’yı kullandı. Cep telefonundan 300 dolar gönderdi. Bu para, doğrudan annesinin cep telefonuna gitti, herhangi bir aracı olmaksızın. Annesi cep telefonuna baktı -Abra’nın arayüzü Uber’inkine benziyor ve hareket halinde Abra veznedarları mevcut- kendisinden yedi dakika uzakta, beş yıldıza sahip bir veznedarın adına tıkladı. Adam kapıya geldi, kadına Filipin pezolarını verdi, o da parayı cüzdanına koydu. Tüm bu işlem dakikalar içinde bitti ve ona yüzde 2’ye mal oldu. Bu refah anlamında büyük fırsat.


Bilgi mahremiyeti kontrol altına alınacak

4 numara: Dijital çağın en güçlü varlığı veridir. Veri gerçekten de yeni mal varlığı türü. Belki önceki mal varlıklarından daha büyük, tarımsal ekonomi altındaki arazi, endüstriyel işletme ve hatta para gibi. Hepiniz, hepimiz bu veriyi yaratıyoruz. Bu mal varlığını yaratıyoruz. Bu dijital kırıntıları arkamızda bırakarak hayatımıza devam ediyoruz. Bu kırıntılar sizin eş görüntünüz içinde toplanıyor, yani sanal haliniz. Sanal haliniz sizi sizden daha iyi tanıyor olabilir, çünkü siz bir sene önce ne aldığınızı, ne söylediğinizi veya nerede olduğunuzu hatırlamazsınız. Sanal halinizin sahibi siz değilsiniz ve bu büyük bir sorun.
Bugünlerde kara kutuda kimlik yaratmak için sahibinin siz olduğunuz sanal sizi yaratmak üzerine kafa yoran şirketler var. Bu kara kutu sizinle birlikte hareket halinde. Dünyanın neresine giderseniz gidin çok ama çok nekes bir karakteri var. Bir şey yapmak için gereken bilgiyi küçük parçalar halinde veriyor. Birçok işlemde satıcının kim olduğunuzu bilmesine gerek yok. Sadece onlara ödeme yapıldığını bilmeleri kafi. Daha sonra sizi simgeleyen bu imge o verinin hepsini süpürerek size parayı yasal olarak kullanma yetkisi veriyor. Bu harika bir şey, zira bilgi mahremiyetimizi korumamıza da yardımcı oluyor. Bilgi mahremiyeti özgür bir toplumun temelidir. Haydi kendi yarattığımız mal varlığımızın kontrolünü yeniden alalım, böylelikle kendi kimliğimize sahip çıkıp onu sorumlulukla idare edebiliriz.


İçerik yaratıcıları yüksek ücretler kazanabilecek

Son olarak 5 numara: İçerik yaratıcı bir dolu kişi var ve bunlar bu işin adil karşılığını almıyorlar. Çünkü entelektüel mal varlığı için sistem arızalı. İnternetin ilk çağında bu arızalandı. Mesela müziği ele alalım. Müzisyenler kazanç zincirinin altında kırıntılarla bırakılıyorlar. Eğer 25 yıl önce şarkı sözü yazarı olsaydınız tutan bir şarkı bir milyon single satardı. 45 bin dolar civarında telif hakkı ücreti alabilirdiniz. Bugünse şarkı yazarıysanız tutan bir şarkı milyonlarca sitede yayınlanır, 45 bin dolar almazsınız, 36 dolar alırsınız. Bu da iyi bir pizza almaya yeter.
Imogen Heap, Grammy ödüllü şarkı sözü yazarı, şu an müziği blok zinciri ekosistemine koyuyor. Buna “Mycelia” diyor. Oradaki müziğin onu çevreleyen akıllı bir kontratı var. Orada müzik onun entelektüel haklarını koruyor. Şarkıyı dinlemek istiyorsanız ücretsiz veya dijital bir hesaba akan birkaç mikro sent yetiyor. Şarkıyı bir filme koymak isterseniz durum farklı. İnternet protokolü hakları belirli. Zil sesi yapmak istiyorsanız durum farklı. Imogen, şarkının bir iş kuruluşu haline geldiğini söylüyor. Kendini piyasaya sürerek yazarın haklarını bu platformda koruyor. Çünkü şarkının bir ödeme sistemi var, banka hesabı misali, tüm para sanatçıya geri gidiyor. Güçlü aracılara güvenmek yerine o endüstriyi onlar kontrol ediyorlar. Bu sadece şarkı yazarlarıyla değil sanat gibi, icatlar gibi, bilimsel keşifler, gazetecilik gibi her türlü içerik yaratımını kapsıyor. Adil karşılık almayan her meslekten insanlar var. Blockchain ile bu kişiler blok zinciri üzerinde yüksek ücretler kazanabilecekler. Bu harika bir gelişme.


‘Blockchain ile dünyanın en zor sorunlarını çözebiliriz’

Bunlar refah sorununu çözebilecek onlarca fırsat arasından sadece beş tanesi. Refah, blok zincirinin uygulanabileceği sayısız sorundan bir tanesi. Şimdilerde teknoloji değil, elbette ki insanlar refah yaratıyorlar. Ancak benim bir kez daha ifade etmek istediğim şu: Teknoloji, şisesinden kaçan bir cindir. İnsanoğlu tarihinde bilinmeyen bir zaman diliminde, bilinmeyen kişi ve kişiler tarafından davet edilen bir cin. Bize bir başka dene şansı veriyor, ekonomik güç örgüsünü, işlerin eski düzenini yeniden düzelterek yazmak için bir fırsat. Böylelikle dünyanın en zor sorunlarını çözebiliriz. Eğer bunu istersek…

Kanadalı ünlü konuşmacı ve yazar Don Tapscott’un bir TED oturumundaki konuşmasından alıntılanmıştır.